|
"Ah şu kameramanlar"
[Burada konuyla ilgili link bulunmaktadır.Ancak üye olmadığınızdan size kapalıdır.. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Öyle ya hepsi “kameramanların” suçu. Sen git çekecek hiçbir şey bulama koca mecliste bakanlara ve hatta başbakanlara yazılan “rica” notlarını çekiver. Şimdi bir düşünelim milyar milyar para harcamış aylarca propaganda yapmışsınız, kilometrelerce yol kat etmişsiniz, insanlardan oy isteyip onlara bazı vaatler vermişsiniz. Her oy bir talepte bulunsa her gün 100lerce talep yazmak gerekir. Eh bunca talep ofiste yazılsa meclis toplantılarına girilemez. Zaten not kağıtları da bu talepleri yazmak için var.
Ama işi usulüne göre yapmak lazım. Sıra arkadaşlarına danışılmalı gerekirse kopya çekmeli ilkokul, ortaokul, lise, üniversite… Eh artık hangi yıllarda kopya çekme alışkanlığı edinilmişse o günlere geri dönüp nostalji yapılmalı. Tek fark bu ceylan derisi koltuklarla taçlandırılmış sıra dışı sıralarda fikir teatisi bile yapılabiliyor. Benim bu konuda önemli bir teklifim var. Meclisteki tüm kadroların çocukluktan gelen kopya çekme alışkanlıklarını inceleyen bir araştırma yapılmalı. Bunun partilere göre dağılımı incelenmeli. Bakalım sonuçlar bizi nereye götürecek.
Hem kim demiş kadrolaşılıyor diye? Kim demişse yalan demiş. Bakın her bakan ekranda açık açık söylüyor. “KAD-RO-LAŞ-mı-YOR-LAR!..” Siz duymadınız her halde. Ben kulaklarımla duydum öyle kadrolaşma falan yok. Aslında sadece ben değil tüm TRT3 izleyicileri duydu. Adalet bakanı öğretmene arkadaşlarını şikayet eden ilkokul çocuğu gibi parti arkadaşlarından dert yandı, içini döktü. “Evet! Bana bu tarz talepler geliyor. Ama hakimlik ve savcılık çok ayrıcalıklı bir meslek. O nedenle bu talepler işleme koyulmuyor.”
Acaba bu cevabı verirken aslında şunu mu demek istiyor “Aslında katiplik için gelen talepleri işleme koyuyoruz ama hakimlik başka. Hakimlere karışmıyoruz!..” Eh tabi kameramanlara bu kadar net yakalanırsa parti arkadaşlarınızı, işin inkar edilecek bir yanı da kalmaz. Yazılı sınavı 400küsürüncü olarak kazanan Kılıç soyadlı beyefendi de bilemem hangi sıradan Hakim yada savcı olur mu bakanın kanısınca olmaz, benim kanımca olabilir. Ve eğer mevzu benim kanımca olduğu gibi olursa ne olur? O hakim ve savcı kendisine sıra atlatan kişi ve/veya kişilere nasıl bir vefa borcu duyar yada o vefa borcunu ne şekilde öder?..
Bu sorunun bilinen bir cevabı olmalı ve kendisine vakti ile bu tarz taleplere olumlu karşılık vermiş olmalı ki; cevabını bilen bir eski bakan sayın Pepe, yerine gelen yeni bakana “hamili kart” mesajı yazar mı yazar. Eh kameraman da bunu çeker mi çeker… Bunun için fırçasını da yer mi yer… Öyle ya “hamili kart” işleri gizli kapaklı yapılır ve gizli kapaklı yapılmasında sorun yoktur, yakalanmadığınız sürece atış serbest. Yakalandın mı at fırçayı kameramana. “Ah şu kameramanlar” bir de zoom giriyorlar. İsmileri bırak telefon numaraları, sınavda aslen kaçıncı olduğu bile görülebiliyor. Uzakta diye rahat hissetmeyin kendinizi onlar uzaktan da ortalık karıştırırlar. Oysa kimse “KAD-RO-LAŞ-mI-YOR”… Basın bu gene “A-BAR-TI-YOR”. Hem basın nasıl oluyorda bu kadar “A-BAR-TI-YOR”?.. Bu bir doğru haber olsa her kanalda girer. Yalan yanlış taraflı haber olmalı ki sadece belli kanallarda haber olabiliyor. Yoksa habere de mi müdahale ediliyor? Yok bence bu bir animasyon. Kesin bunu montajda yaptılar. Zira gerçek olmayacak kadar net çekilmiş görüntüler.
Aman canım ne acayip sorular bunlar. Kafamızı neden böyle şeylerle meşgul edelim. Gelin biz abuk subuk tv programları seyredelim. Kimin eli kimin cebindenin açık açık söylendiği şeylere bakalım. Böyle gizli kapaklı işlerin peşinde koşmayalım. Koşmayalım ki rahat edelim yoksa işin ucunda kameramanlara yapıldığı gibi fırça yemek de olabilir.
fundaozyurt@gmail.com
|
 Yazı yönetimi |
|
|
|
|
|