Psikolojik Danışman ve rehber öğretmen pdr eğitim haberleri re hberlik


Ana Sayfa Forum Kurallar Makaleler Dosyalar Bize Ulaşın Kayıt ol
Geri git   Ana sayfa >
EĞİTİM,ÖĞRETİM
> Eğitim Teknolojileri > Öğretim Kuramları
Öğretim Kuramları Yöntem ve teknikleri

Cevapla
 
Facebookta Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-06-2009, 19:44   #1 (permalink)
Özel Üye
 
nehir35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Cinsiyet:
Mesleği: eğitim
Medeni Durum: Belirtmemiş
Şehir: 35İZMİR
Mesajlar: 17,915
Konular: 3888
Ruh halim:

Benzetim (Anoloji) Tekniği

Benzetim (Anoloji) Tekniği
Okulöncesi dönemdeki çocuklar meraklı, araştırıcı, sonuç çıkarmaya yönelik hayal güçlerini kullanan sık soru soran ve sorularının yanıtlanmasında ısrarcı olan varlıklardır. Bu nedenle bu çocukların bu yöndeki gelişimlerini destekleyebilmek, meraklını giderebilmek ve öğrenmelerine fırsatlar yaratmak için uygun ortamlar hazırlamak önemlidir. Son yıllarda artık ezberci eğitim yerini yaparak-yaşayarak öğrenme eğitimine bırakmıştır. Okulöncesi dönemde çocukların yaratıcı ve bilimsel düşünmelerine, problem çözme becerilerinin gelişimi sağlamak amacıyla yeni yöntemler geliştirilmektedir. Özellikle okulöncesi dönemde kazanılan bilgilerin daha kalıcı olduğu ve sonraki yıllarda kazanılacak bilgilere temel oluşturduğu bilinmektedir. Bu nedenle bilimsel ve soyut kavramların bu dönem çocuklarına kazandırılmasına yeni yöntemlerin gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Soyut kavramların öğrenilmesi okulöncesi dönemde oldukça zordur. Bu dönemde öğrenmenin gerçekleşmesi ve kalıcı olabilmesi kavramların somutlaştırılmasına, çocukların bildiği kavramlar, nesneler ve olaylarla ilişki kurulmasına bağlıdır.
Fen kavramları yaratıcılık, problem çözme ve bilimsel düşünmeyi geliştirmede önemlidir. Ancak fen kavramları olduğu gibi doğum, gen iç organların faaliyetleri, depremin oluşumu, atom vb. soyut kavramlarda bulunmaktadır. Öncelikle soyut kavramların somut hale getirilmesi gerekmektedir. Bu kavramların somutlaştırılması için analoji, modeller, hikayeler, drama ve deney gibi tekniklerden yararlanılmaktadır. Biz bu tekniklerden Anoloji yani benzetim tekniğini ele alacağız.
Benzetme; yabancılık çekilen bir olgunun, yabancılık çekilmeyen bize tanıdık gelen bir olguya benzetilerek açıklanmasıdır. Bu teknik “anoloji tekniği” olarak da adlandırılmaktadır.
Benzetim tekniğinde; sınıf içinde öğrencilerin bir olayı gerçekmiş gibi ele alıp üzerinde eğitici çalışma yapmaları esastır. Gerçek durumların önemli boyutları ya bir model üzerinde gösterilir yada resimler ve sembolik yollarla anlatılır. Anolojiler bilinenlerle bilinmeyenler arasında bağ oluşturmaktır. Bu bağ direkt bir kelimenin karşılığı olabilir yada bir olay başka bir olaya benzetilebilir. Örneğin; akyuvarları askerlere, kalbi pompaya benzetme gibi. Akyuvarların vücudumuzu askerler gibi koruduğunu belirterek onlarda kalıcı öğrenme sağlanabilir. Anoloji resimlerle de yapılabilir. Örneğin; alyuvarları oksijen torbalarını taşıyan adam resmiyle, kan pulcuklarını ise yaralanmış damarı koparak adam resmiyle anlatabiliriz.
Uygulama sırasında zaman ve mekan sınırlandırılır. Ve ele alınan durumun anlamlı yönleri seçilir. Uygulamada öğrencilerde yapılacak etkinliklere katılırlar. Böylece yaparak-yaşayarak öğrenme desteklenmiş olur. Bu öğrenme tekniğinde öğretmen öğrencilerin anında dönüt verebilir. Ancak sorunu çözme ve karar verme sürecine karışmaz. Öğretmen yol göstericidir. Sonuç Olarak;
Analojiler 3’e ayrılır;
1) Basit Analojiler; Direkt olarak bir şeyin bir şeye benzetilmesidir. Örn; Kalbin pompaya, fay hattının ok ve yaya benzetilmesi vb.
2) Hikâye Tarzında Analojiler; Bir olayın açıklanmasının bir başka olaya benzetilerek açıklanmasıdır.
3) Oyunlaştırılmış Analojiler; Olaylar oyunlaştırılır. Örn; bitkilerin fotosentez olayı insanların yemek pişirmesi olayına benzetilerek oyunlaştırılır.

Benzetim Tekniğini Uygularken Dikkat Edilecek Noktalar
1) Öğrencilerin sahip olduğu ön bilgiler öğrenme sürecinde önemlidir.
2) Öğretmen uygulamaya başlamadan önce benzetimle ilgili tüm dökümanları hazır etmelidir.
3) Benzeyen konu benzetilenden kolay olmalıdır.
4) Eğer rol dağılımı yapılacaksa öğrencilere roller yazısız bir şekilde verilmelidir.
5) Benzetmelerin resimlendirilerek sunulması öğrenmeyi olumlu yönde etkilemektedir.
6) Sosyal ve duygusal kavramların öğretilmesinde sınırlıdır. Gen bilgisi etkinliklerinde kullanılması daha kalıcı bir öğrenme sağlar.

Sonuç Olarak;
Anoloji tekniği ile öğrencilere bilinenlerden yola çıkarak yeni durumları anlamaları sağlanabilir. Tüm bu konular göz önünde bulundurularak öğrencilerin kendi benzetmelerini yaratıp kullanmaları için fırsatlar yaratılmalıdır.

Benzetim Tekniği ile Bireyler;
1) İleride alabilecekleri rollere daha iyi hazırlanır,
2) Bildikleri ilkeleri hayata geçirebilme yetilerini geliştirir,
3) Öğrenmeye daha çok güdülenir,
4) Analiz ve sentez yapabilme yetilerini geliştirmekte,
5) Diğer bireylerde daha iyi iletişim kurabilmektedir.

a




__________________________________
Ne kime bakar isen ol yüzündür
Kime ne sanur isen kend'özündür

Yunus Emre
 
Bu mesajı twitter de paylaşBu mesajı yahoo da paylaşGoogle de paylaşShare on Facebook
Alıntı ile Cevapla
nehir35 Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti:
gülşah (03-06-2009), japon (22-06-2010), sabiraydin (20-06-2010)
Alt 03-06-2009, 19:49   #2 (permalink)
Özel Üye
 
nehir35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Cinsiyet:
Mesleği: eğitim
Medeni Durum: Belirtmemiş
Şehir: 35İZMİR
Mesajlar: 17,915
Konular: 3888
Ruh halim:

Okul Öncesi Fen Öğretiminde Bir Teknik: Analoji


Güler KÜÇÜKTURAN*



Yaşamın ilk yılları çocuğun gelişimi ve eğitimi açısından çok önemlidir. Temel bilgi, beceri ve alışkanlıkların kazanıldığı bu kritik yıllarda, eğitim tesadüflere bırakılmamalıdır. Bu nedenle okul öncesi dönemindeki eğitim bilimsel ve sistematik bir şekilde yürütülmelidir.

Çocuklar dünyaya geldiği andan itibaren büyük bir hızla öğrenmektedir. Okul öncesi yıllarda çocuklar, yakın çevrelerine karşı çok duyarlıdır ve hareketli, meraklı, araştırıcı bir kişilik özelliği sergilerler. Hayalleri çok güçlüdür. Günlük yaşamda karşılaştıkları olayların nedenleri ve sonuçları arasında ilişki kurmaya çalışırlar ve sürekli soru sorarlar.

Okul öncesi yıllarda çocuğun bu özellikleri göz önündü bulundurularak, daha sonra başlayacağı programlı öğrenme dönemine hazırlamak için düzenli bir eğitim programı uygulanmalıdır. Bu programda öykü, oyun, müzik, sanat etkinliği gibi uğraşlar yanında çocuğun kendisini, yakın çevresini ve dış dünyayı tanımasına yardımcı olacak çeşitli bilgilerin, anlayabileceği bir düzey ve biçimde anlatılması yer almalıdır. Böylece çocuklar okul öncesi yaşamın gerektirdiği bilgi, beceri ve tavırları kazanabilir ve ilkokulda daha üstün başarı gösterebilirler (1, 2).

Yaşayabilmek için öğrenmek, bilgi ve becerilerimizi sürekli geliştirmek zorundayız. Öğrenme kavramı çok önemli bir gerçeğe dayanır. Yaşamımızı sürdürebilmek içini gereksinim duyduğumuz bilgi, beceri, tutum ve davranışların büyük bölümünü “öğrenerek” kazanırız. Dolayısıyla öğrenme, bireyin çevreyle etkileşimi sonucunda davranışlarında oluşan kalıcı izli değişikliklerdir. Öğrenme, olgunlaşma ve hazırbulunuşluk düzeylerine bağlı olarak tekrarlarla gerçekleşir (3, 4).

Yaparak ve yaşayarak öğrenme öğrencilerin bizzat kendileri tarafından, bütün duyu organlarını kullanarak edindikleri somut yaşantıları içermektedir. Piaget’in çocuğun zihinsel gelişim dönemleri olarak ortaya koyduğu, 0-2 yaş arasındaki duyusal devinim, 2-7 yaş arasındaki işlem öncesi ve 7-11 yaş arasındaki somut işlemler dönemlerinin özellikleri incelenirse; çocuğun doğumundan ilkokul sonuna kadar geçen süre içinde duyu organları ve sinir ve hareket sistemlerini, uyarıcıları alma, yorumlama ve onlara uygun davranışlarla tepki göstermek için kullanır. Bunun sonucunda çocuk çevredeki cisim, olgu ve olaylarla ilgili yaşantılar edinir. Çocuğun yaşantılarının artması cisim, sayı, ağırlık, uzunluk ve zaman kavramlarının oluşmasını sağlar.

Birey, yaşamı boyunca, hiçbir dönemde 3-6 yaşlarında olduğu kadar aktif değildir. Bu dönemde büyük bir enerjiye sahiptir. En önemli işi öğrenmektir. Çevresindeki tüm canlı ve cansız objelerin, algıladığı bütün olayların ne olduğunu sorgular ve büyük bir hızla kendisine mal eder.

Çocuğun yakın çevresindeki varlıklar boyut, şekil, renk, doku, koku, sıcaklık gibi fiziksel, kayma, yuvarlanma, batma, zıplama gibi tepkisel bilgileri içermektedir. Çocuklar ilk bilgilerini bu nesneleri koklayarak, tadarak, atarak, birbirine vurarak oluştururlar. Karşılaştıkları değişiklikleri gözlerle. Fiziksel bilgiler arttıkça nesneler arasındaki ilişkiler kurulur, kurulamayanlar merak edilir. Küçük çocukların bitmek bilmeyen sorularının nedeni hep bu merak duygusudur.

Fen eğitimi de işte bu merak duygusunun eğitimidir. Fen bilgisi çocuğun yakın çevresinde vardır. Doğanın tüm renkleri, ışıkları, tatları çocuğu kendisine çeker, bu nedenle çocuk dünya ile yakından ilgilenir. Fen eğitimi de bu çekici ve şaşırtıcı zenginliğin eğitimidir, kokladığı havanın, bastığı toprağın, yediği tatların, okşadığı hayvanların bilgisidir. Çocuk, bu bilgileri öğrenmek ister (5). Fen bilgisi eğitimi çocuğun öğrenmeye ihtiyaç duyduğu soyut bilgilerin somut eğitimidir.

Fen bilgisi eğitimi soyut kavramlardır ve çocuklar bu kavramları öğrenirken zorlanırlar. Öğrencilere fen’i anlaşılır hâle getirmek fen bilgisi öğretiminde hem çok önemlidir hem de zorunludur. Çünkü fen eğitiminde öğrencinin bilimsel bir olayı açıklaması, açıklayacak bilgi düzeyine sahip olması beklenemez. Bu nedenle analoji (benzetme), fen öğretiminde öğretmene ve öğrenciye büyük kolaylıklar sağlamaktadır (6, 7).

Analoji (benzetme), insanların sonuç çıkarmak ve yeni kavramları öğrenmek için kullandığı etkili bilişsel mekanizmalardan biridir. Analojiler, bilişsel fikir ve kavramların öğrenilmesi ve geliştirilmesinde önemli bir rol oynar. Çok güçlü öğrenme ve öğretme aracıdır (8, 9). Analoji, geçmiş yaşantılar ile mevcut bilinmeyen durumlar arasındaki benzerliğin yaratılmasıdır. Bilinenlere dayanılarak yeni durumun öğrenilmesi süresinde; Bilinen durum temel veya kaynak analog, bilinmeyen hedef analog hakkında sonuç çıkarmak için bir çeşit model sağlar. Ayrıca analoji iki özel durum arasında daha geniş bir şemanın öğrenilmesinde tohum oluşturur. Problem çözme, açıklama yapma ve tartışma ortamı yaratma gibi birçok amaç için araçtır (10).

Daha basit bir ifadeyle söylemek gerekirse analoji, yabancılık çekilen bir olgunun bize tanıdık gelen bir olguya benzetilerek açıklanmasıdır. Bazı kavramların soyut olması, okul öncesi yıllarda işlem öncesi dönemde olan çocukların öğrenmelerini zorlaştırmaktadır. Öğrenmenin kalıcı olabilmesi için kavramların somutlaştırılması ve çocukların bildiği kavramlarla ilişkisinin kurulması gerekmektedir.

Analojide (benzetme) bilinenlerle bilinmeyenler arasındaki ilişkiyi ve transfer mekanizmasını açıklayan üç teori vardır. Parçasal (componential) teori, dört elemanın karşılaştırılarak aralarındaki ilişkinin muhakeme edilmesi gerektiren analoji türüdür. Basit bir diller açıklamak gerekirse a:b=c:d ifadesinde belirtilen (kuş:tüy=köpek:?) ilişkinin kurulmasını gerektirir. Yapısal teoride benzerliğin kurulmasını ve bu benzerliğin anlaşılmasını sağlayan kesin kurallar ve sistem vardır. Bu kurallar temsil edilen bilginin anlaşılmasının sağlayan kesin kurallar temsil edilen bilginin sözdizimi kurallarına dayanır. İnsanlar genellikle soyutlanmış yüklemlerden çok, üst düzey ilişkilerin kullanılarak yapıldığı plânlamaları tercih ederler. Buna göre “güneş sistemi” ve “atom” arasında bir analoji yapılırken kaynak ve hedef olarak belirtilen ilişkisel benzerliklerde, “daha büyük” gibi düşük düzey ilişkiler veya “sıcak” gibi tek yönlü benzerlikler yerine “neden” gibi yüksek düzey ilişkiler kurularak, detaya inilir. Pragmatik teori ise analojiyi, amacı doğrultusunda ele alın. Pragmatik teoride bilgi, bir kaynaktan hedefe doğru plânlanırken hangi amaç için kullanıldığına bağlı olarak etkilenir. Farklı amaçlar aynı analojiler için bile farklı plânlamalar gerektirebilir. Bu nedenle kaynak analogtan Hedef analoga transfer edilen şeyin ne olduğu çeşitli faktörlerle belirlenir (11).

Bunun içindir ki analoji ile yapılan anlamlı öğrenme için bilinenler ile bilinmeyenler arasında karşılaştırma yapılırken, benzerliklerin nasıl ve hangi amaçla oluşturulduğunun ortaya konması çok önemlidir.

Bu yöntemle öğretim 6 aşamada gerçekleşmektedir.

• Hedef kavramını tanıtılması (deprem)

• Benzer kavramın incelenmesi (ok ve yay)

• Hedef ve benzer kavram ile ilgili açıklayıcı tanımlamanın yapılması (toprak ve ip)

• Benzerliğin ayrıntısının çıkarılması (enerji)

• Benzerliğin uymayan yönünün belirtilmesi.

• Sonucun çıkarılması (toprakta oluşan gerilim enerjisi) (12)
DEPREM OK-YAY
Fay hattı Yay
Toprak Yayın İpi
Gerilim Enerjisi Ok (13)

Yeni bilginin öğrenilmesi için kavramlar arasındaki yapının anlaşılması gerekmektedir. Bu yapıyı kavratabilmek için benzerlikler kullanılır, kavram haritaları hazırlanır, örnekler verilir, resimler gösterilir (14).

Analojinin özellikle okul öncesi yıllarda kullanılabilmesi için, bu yaş çocuklarının ve bu dönemin özelliklerinin bilinmesi gerekir. Ayrıca analojilerde geçmiş deneyimler kullanılır ve bu yaş çocuklarında bu deneyimler oldukça kısıtlıdır.

Bu nedenle;

• Bilinmeyenlerin açıklanabilmesi için benzer olay hakkında az da olsa bilgi sahibi olunması,

• Öğrenme sürecinde bireysel farklılıklar olduğunun bilinmesi,

• Öğrencinin mevcut bilgileri ile konuya karşı geliştirdikleri tutumlarının, öğreneceği bilgileri etkileyeceğinin bilinmesi.

• Benzetilen kavramın, benzeyen kavramdan daha basit yapıya sahip olması,

• Benzetmenin başkası tarafından değil de öğrencinin kendisi tarafından yapılması, farklı benzetmelerin yapılması olanak sağlanması ve bu benzetmeler arasında bağın kurulması,

• Benzetmenin bir başkası tarafından sunulması durumunda, benzetmenin sunulma şekli, kullanılan malzemenin kullanılma şeklinin, yeni kavramın öğrenilişini etkilediğinin bilinmesi gerekmektedir (15, 16).

Günlük deneyimler, çocukların nesneleri özgürce kullanılmalarına olanak vererek, onların özelliklerini keşfetmelerine yardımcı olur. Bu süreç içinde çocuk birçok yeni kavramla karşılaşacak ve merakı artacaktır. Bu nedenle çocuğa kılavuzluk eden yetişkinin günlük fen yaşantılarının farkında olması ve çocukları fen deneyimleri için özendirmesi gerekmektedir.

Fen kavramlarının öğretilmesi sürecinde;

• Açıklanacak olan kavramın, öğretmen ve

• Öğrenci tarafından saptanması ve açıklanacak olan özelliklerinin belirlenmesi.

• Daha önceden öğrenilmiş kavramların anımsanması ve yeni kavramlarla ilişkisinin kurulması,

• Öğrenciye yol göstererek davranışın gerçekleştirilmesi,

• Kazanılan bilginin değerlendirilmesi gerekmektedir (17, 18).

SONUÇ VE ÖNERİLER:

Bu bilgilerin ışığında çocukların fen kavramlarını öğrenmeleri sürecinde, kendi analojilerini yaratmalarının etkin öğrenmede yararlı olduğu görülmektedir. Ayrıca, analojilerin çocuğa, fen öğretiminin dışında da yararları olmaktadır.

• Öğrencinin kendi analojisinin kendisi tarafından yaratılması ile, değişik alanlarda problem üretmesine yardımcı olunmaktadır.

• Benzetmenin mevcut bilgilerle yapılması nedeniyle, öğrencinin ilginç sorular yaratması sağlanmaktadır.

• Öğrencinin sorduğu sorularla bireysel bilgi düzeyleri belirlenmektedir.

• Eğitim grup hâlinde yapılması ile çocukların farklı düşünme sistemlerini görmeleri sağlanmaktadır.

• Öğrencileri geçmişte kazandıkları mevcut bilgileri anımsamalarını kolaylaştırmaktadır.

• Öğrenciyi öğrenmeye motive etmektedir.

• Problem çözme becerisini geliştirmektedir.

• Çocukların yaratıcılıklarını geliştirmektedir.

• Kavramlar, olaylar ve nesneler arasında mantıksal ilişkiler kurulmasını sağlamaktadır.

Fen öğretiminde analoji tekniğinin bütün bu yararları göz önünde bulundurulacak olursa, okul öncesi dönemde fen deneyimlerinin arttırılmasının gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu yaş çocukları ile kısa doğa yürüyüşlerinin büyük yararları olacaktır. Dolayısıyla çocukların çevrelerinde gördükleri renklerin, duydukları seslerin ve hissettikleri dokunuşların, onların bilişsel gelişimlerine katkıda bulunarak, problem çözme, sebep sonuç ilişkisi kurma, muhakeme becerilerini arttıracaktır.

Bütün bu bilgilerin ışığı altında, bu yaş çocuklarına, çevremizde bulunan nesnelerin özellikleri sallayarak, yuvarlayarak, birbirlerine vurarak gösterilmeli, dokunarak hissettirilmeli ve sesleri dinletilmelidir.

Çocukların, meyve ve sebzeleri keserek, pişirerek basit mutfak deneyleri yapmalarına fırsat verilmelidir.

Hava ve su ile ilgili basit deneyleri yapmaları için ortam hazırlanmalıdır.

Çocukların, ısı, ışık, yansıma konularını günlük hayatta karşılaştıkları şekli ile algılamaları sağlanmalıdır.

Okul öncesi dönemde analoji kullanarak yapılacak fen eğitiminin çocuklara zengin yaşantılar sağlayacağı düşünülmektedir.

* Yrd.Doç.Dr., Başkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi.

(1) Erkan,S., 1993 Okulöncesi Eğitim Kurumlarında Hizmet İçi Eğitim. “9. YAPA Okul Öncesi Eğitimi Yaygınlaştırma Semineri”. 17-19 Haziran

(2) Yılmaz, S., 1990 Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Yaratıcı Etkinliklerin Değerlendirilmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniversitesi Ankara.

(3) Türkeli. Y., 1997. “Çocuk Gelişimi ile Eğitim Öğretim Arasındaki İlişki”. Yaşadıkça Eğitim Dergisi. Sayı: 22. S. 42-45.

(4) Yıldırım. R., 1999. Öğrenmeyi Öğrenmek. Sistem Yayıncılık. S.178. İstanbul.

(5) Çimen, S., “Okul Öncesi Eğitiminde Analoji.”. Yayınlanmamış Seminer Raporu. 1999 Ankara

(6) Dogher, R.D., “Analysis of Analogies Used by Science Teachers”. Journal of Research in Science Teaching. 1995. 32 (3): s. 259-270.

(7) Çağlar, A., ½ahin, F.“Fen Öğretiminde Analojilerin Önemi”. Yaşadıkça Eğitim Dergisi. 1997. Sayı:51. S.224.

(8) Stavy. R. And Tirosh, D. “When Analogy is Perceived as Such”. Journal of Research in Science Teaching. 1993. 30:1229-1239.

(9) Zembat, R., ½ahin, F., Çağlar, S. Ve Polat, Ö.”Okulöncesi Eğitim Programlarında Analojilerin Yeri”. 4. Ulusal Eğitim Bilimleri Kongresi Bildirileri 4. Cilt. Anadolu Üniversitesi Yayınları. Eskişehir. 1999.370-377

(10) Gentner, D., Holyoak, K. J. “Reasoning and Learning by Analogy”. American Psycholojist 1997. January Vol:52. No 1. 32-34.

(11) Mason, L. “Cognitive and Metacognitive aspects in Conceptual Change by analogy” Instructional Science. 1994. 22:157-187.

(12) Çimen, S.1999. a.g.e. s.17

(13) Küçükturan, G. Vd. “Okul Öncesi dönem 6 Yaş Grubu Çoçuklarına Depremin Oluşumu,Deprem-Fay ve Yer İlişkisinin Analoji Tekniği ile Öğretimi” Ulusal Fen Bilimleri Kongresi. 2000.

(14) Schwarz, L. D. “The Construction and Analogical Transfer of Symbolic visualizations”. Journal of Research in Science Teaching. 1993. 30:1039-1325.

(15) Çimen, S. 1999. a.g.e. s..18.

(16) Duit, R. “An Evaluation of the Use of Analogy, Smile and Metaphor in Learning Science”. Science Education. 1991. 75: 649-672.

(17) Egelioğlu, V. F. “Kavram Öğretme. Yaşadıkça”. Eğitim Dergisi. 1995. Sayı: 40:20-24.

(18) Çimen, S.1999. a.g.e. s.19.


 
Bu mesajı twitter de paylaşBu mesajı yahoo da paylaşGoogle de paylaşShare on Facebook
Alıntı ile Cevapla
nehir35 Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
aslan44 (26-06-2010), sabiraydin (20-06-2010)
Alt 20-04-2010, 23:01   #3 (permalink)
Özel Üye
 
nehir35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Cinsiyet:
Mesleği: eğitim
Medeni Durum: Belirtmemiş
Şehir: 35İZMİR
Mesajlar: 17,915
Konular: 3888
Ruh halim:

Analoji(benzetim)

Analoji,iki farklı şey arasındaki benzerlik(ler)ten hareket edilerek birisi için dile getirilenlerin diğeri için de söz konusu olduğunu ileri sürmektir. Astronomi, antropoloji, psikoloji gibi daha çok benzetmeler yoluyla sonuca gitmek zorunda kalınan bilgi dallarında kullanılan bir problem çözme/sonuca ulaşma yöntemidir. Ulaşılan sonuçlar, gözlem ve deneyle kanıtlanmadıkça ihtimaliyet düzeyinde kalır.

Analojide (benzetme) bilişkinin muhakeme edilmesi gerektiren analoji türüdür. Basit bir diller açıklamak gerekirse a:b=c:d ifadesinde belirtilen (kuş:tüy=köpek:?) ilişkinin kurulmasını gerektirir. Yapısal teoride benzerliğin kurulması ve benzerliğin anlaşılmasının sağlayan kurallarla ilgilidr. Temsil edilen bilginin sözdizimi kuralları bu kurallara bağlıdır. Soyutlanmış yüklemler yerine, üst düzey ilişkilerin kullanılarak yapıldığı plânlamalar tercih edilir. Pragmatik teori ise analojiyi, amacı doğrultusunda ele alınır. Pragmatik teoride ana etken bir kaynaktan hedefe doğru planırken bilginin amacıdır. Faklı planlamalar gerektirebilir Bu nedenle kaynak analogtan Hedef analoga transfer edilen şeyin ne olduğu çeşitli faktörlerle belirlenir (1).


Bu yöntemle öğretim 6 aşamada gerçekleşmektedir:

* Hedef kavramını tanıtılması (deprem)

* Benzer kavramın incelenmesi (ok ve yay)

* Hedef ve benzer kavram ile ilgili açıklayıcı tanımlamanın yapılması (toprak ve ip)

* Benzerliğin ayrıntısının çıkarılması (enerji)

* Benzerliğin uymayan yönünün belirtilmesi.

* Sonucun çıkarılması (toprakta oluşan gerilim enerjisi)

alıntı


 
Bu mesajı twitter de paylaşBu mesajı yahoo da paylaşGoogle de paylaşShare on Facebook
Alıntı ile Cevapla
Alt 20-04-2010, 23:02   #4 (permalink)
Özel Üye
 
nehir35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Cinsiyet:
Mesleği: eğitim
Medeni Durum: Belirtmemiş
Şehir: 35İZMİR
Mesajlar: 17,915
Konular: 3888
Ruh halim:

Okul Öncesi Fen Öğretiminde Bir Teknik: Analoji

Yaşamın ilk yılları çocuğun gelişimi ve eğitimi açısından çok önemlidir. Temel bilgi, beceri ve alışkanlıkların kazanıldığı bu kritik yıllarda, eğitim tesadüflere bırakılmamalıdır. Bu nedenle okul öncesi dönemindeki eğitim bilimsel ve sistematik bir şekilde yürütülmelidir.

Çocuklar dünyaya geldiği andan itibaren büyük bir hızla öğrenmektedir. Okul öncesi yıllarda çocuklar, yakın çevrelerine karşı çok duyarlıdır ve hareketli, meraklı, araştırıcı bir kişilik özelliği sergilerler. Hayalleri çok güçlüdür. Günlük yaşamda karşılaştıkları olayların nedenleri ve sonuçları arasında ilişki kurmaya çalışırlar ve sürekli soru sorarlar.

Okul öncesi yıllarda çocuğun bu özellikleri göz önündü bulundurularak, daha sonra başlayacağı programlı öğrenme dönemine hazırlamak için düzenli bir eğitim programı uygulanmalıdır. Bu programda öykü, oyun, müzik, sanat etkinliği gibi uğraşlar yanında çocuğun kendisini, yakın çevresini ve dış dünyayı tanımasına yardımcı olacak çeşitli bilgilerin, anlayabileceği bir düzey ve biçimde anlatılması yer almalıdır. Böylece çocuklar okul öncesi yaşamın gerektirdiği bilgi, beceri ve tavırları kazanabilir ve ilkokulda daha üstün başarı gösterebilirler (1, 2).

Yaşayabilmek için öğrenmek, bilgi ve becerilerimizi sürekli geliştirmek zorundayız. Öğrenme kavramı çok önemli bir gerçeğe dayanır. Yaşamımızı sürdürebilmek içini gereksinim duyduğumuz bilgi, beceri, tutum ve davranışların büyük bölümünü “öğrenerek” kazanırız. Dolayısıyla öğrenme, bireyin çevreyle etkileşimi sonucunda davranışlarında oluşan kalıcı izli değişikliklerdir. Öğrenme, olgunlaşma ve hazırbulunuşluk düzeylerine bağlı olarak tekrarlarla gerçekleşir (3, 4).

Yaparak ve yaşayarak öğrenme öğrencilerin bizzat kendileri tarafından, bütün duyu organlarını kullanarak edindikleri somut yaşantıları içermektedir. Piaget’in çocuğun zihinsel gelişim dönemleri olarak ortaya koyduğu, 0-2 yaş arasındaki duyusal devinim, 2-7 yaş arasındaki işlem öncesi ve 7-11 yaş arasındaki somut işlemler dönemlerinin özellikleri incelenirse; çocuğun doğumundan ilkokul sonuna kadar geçen süre içinde duyu organları ve sinir ve hareket sistemlerini, uyarıcıları alma, yorumlama ve onlara uygun davranışlarla tepki göstermek için kullanır. Bunun sonucunda çocuk çevredeki cisim, olgu ve olaylarla ilgili yaşantılar edinir. Çocuğun yaşantılarının artması cisim, sayı, ağırlık, uzunluk ve zaman kavramlarının oluşmasını sağlar.

Birey, yaşamı boyunca, hiçbir dönemde 3-6 yaşlarında olduğu kadar aktif değildir. Bu dönemde büyük bir enerjiye sahiptir. En önemli işi öğrenmektir. Çevresindeki tüm canlı ve cansız objelerin, algıladığı bütün olayların ne olduğunu sorgular ve büyük bir hızla kendisine mal eder.

Çocuğun yakın çevresindeki varlıklar boyut, şekil, renk, doku, koku, sıcaklık gibi fiziksel, kayma, yuvarlanma, batma, zıplama gibi tepkisel bilgileri içermektedir. Çocuklar ilk bilgilerini bu nesneleri koklayarak, tadarak, atarak, birbirine vurarak oluştururlar. Karşılaştıkları değişiklikleri gözlerle. Fiziksel bilgiler arttıkça nesneler arasındaki ilişkiler kurulur, kurulamayanlar merak edilir. Küçük çocukların bitmek bilmeyen sorularının nedeni hep bu merak duygusudur.

Fen eğitimi de işte bu merak duygusunun eğitimidir. Fen bilgisi çocuğun yakın çevresinde vardır. Doğanın tüm renkleri, ışıkları, tatları çocuğu kendisine çeker, bu nedenle çocuk dünya ile yakından ilgilenir. Fen eğitimi de bu çekici ve şaşırtıcı zenginliğin eğitimidir, kokladığı havanın, bastığı toprağın, yediği tatların, okşadığı hayvanların bilgisidir. Çocuk, bu bilgileri öğrenmek ister (5). Fen bilgisi eğitimi çocuğun öğrenmeye ihtiyaç duyduğu soyut bilgilerin somut eğitimidir.

Fen bilgisi eğitimi soyut kavramlardır ve çocuklar bu kavramları öğrenirken zorlanırlar. Öğrencilere fen’i anlaşılır hâle getirmek fen bilgisi öğretiminde hem çok önemlidir hem de zorunludur. Çünkü fen eğitiminde öğrencinin bilimsel bir olayı açıklaması, açıklayacak bilgi düzeyine sahip olması beklenemez. Bu nedenle analoji (benzetme), fen öğretiminde öğretmene ve öğrenciye büyük kolaylıklar sağlamaktadır (6, 7).

Analoji (benzetme), insanların sonuç çıkarmak ve yeni kavramları öğrenmek için kullandığı etkili bilişsel mekanizmalardan biridir. Analojiler, bilişsel fikir ve kavramların öğrenilmesi ve geliştirilmesinde önemli bir rol oynar. Çok güçlü öğrenme ve öğretme aracıdır (8, 9). Analoji, geçmiş yaşantılar ile mevcut bilinmeyen durumlar arasındaki benzerliğin yaratılmasıdır. Bilinenlere dayanılarak yeni durumun öğrenilmesi süresinde; Bilinen durum temel veya kaynak analog, bilinmeyen hedef analog hakkında sonuç çıkarmak için bir çeşit model sağlar. Ayrıca analoji iki özel durum arasında daha geniş bir şemanın öğrenilmesinde tohum oluşturur. Problem çözme, açıklama yapma ve tartışma ortamı yaratma gibi birçok amaç için araçtır (10).

Daha basit bir ifadeyle söylemek gerekirse analoji, yabancılık çekilen bir olgunun bize tanıdık gelen bir olguya benzetilerek açıklanmasıdır. Bazı kavramların soyut olması, okul öncesi yıllarda işlem öncesi dönemde olan çocukların öğrenmelerini zorlaştırmaktadır. Öğrenmenin kalıcı olabilmesi için kavramların somutlaştırılması ve çocukların bildiği kavramlarla ilişkisinin kurulması gerekmektedir.

Analojide (benzetme) bilinenlerle bilinmeyenler arasındaki ilişkiyi ve transfer mekanizmasını açıklayan üç teori vardır. Parçasal (componential) teori, dört elemanın karşılaştırılarak aralarındaki ilişkinin muhakeme edilmesi gerektiren analoji türüdür. Basit bir diller açıklamak gerekirse a:b=c:d ifadesinde belirtilen (kuş:tüy=köpek:?) ilişkinin kurulmasını gerektirir. Yapısal teoride benzerliğin kurulmasını ve bu benzerliğin anlaşılmasını sağlayan kesin kurallar ve sistem vardır. Bu kurallar temsil edilen bilginin anlaşılmasının sağlayan kesin kurallar temsil edilen bilginin sözdizimi kurallarına dayanır. İnsanlar genellikle soyutlanmış yüklemlerden çok, üst düzey ilişkilerin kullanılarak yapıldığı plânlamaları tercih ederler. Buna göre “güneş sistemi” ve “atom” arasında bir analoji yapılırken kaynak ve hedef olarak belirtilen ilişkisel benzerliklerde, “daha büyük” gibi düşük düzey ilişkiler veya “sıcak” gibi tek yönlü benzerlikler yerine “neden” gibi yüksek düzey ilişkiler kurularak, detaya inilir. Pragmatik teori ise analojiyi, amacı doğrultusunda ele alın. Pragmatik teoride bilgi, bir kaynaktan hedefe doğru plânlanırken hangi amaç için kullanıldığına bağlı olarak etkilenir. Farklı amaçlar aynı analojiler için bile farklı plânlamalar gerektirebilir. Bu nedenle kaynak analogtan Hedef analoga transfer edilen şeyin ne olduğu çeşitli faktörlerle belirlenir (11).

Bunun içindir ki analoji ile yapılan anlamlı öğrenme için bilinenler ile bilinmeyenler arasında karşılaştırma yapılırken, benzerliklerin nasıl ve hangi amaçla oluşturulduğunun ortaya konması çok önemlidir.

Bu yöntemle öğretim 6 aşamada gerçekleşmektedir.

• Hedef kavramını tanıtılması (deprem)

• Benzer kavramın incelenmesi (ok ve yay)

• Hedef ve benzer kavram ile ilgili açıklayıcı tanımlamanın yapılması (toprak ve ip)

• Benzerliğin ayrıntısının çıkarılması (enerji)

• Benzerliğin uymayan yönünün belirtilmesi.

• Sonucun çıkarılması (toprakta oluşan gerilim enerjisi) (12)
DEPREM OK-YAY
Fay hattı Yay
Toprak Yayın İpi
Gerilim Enerjisi Ok (13)

Yeni bilginin öğrenilmesi için kavramlar arasındaki yapının anlaşılması gerekmektedir. Bu yapıyı kavratabilmek için benzerlikler kullanılır, kavram haritaları hazırlanır, örnekler verilir, resimler gösterilir (14).

Analojinin özellikle okul öncesi yıllarda kullanılabilmesi için, bu yaş çocuklarının ve bu dönemin özelliklerinin bilinmesi gerekir. Ayrıca analojilerde geçmiş deneyimler kullanılır ve bu yaş çocuklarında bu deneyimler oldukça kısıtlıdır.

Bu nedenle;

• Bilinmeyenlerin açıklanabilmesi için benzer olay hakkında az da olsa bilgi sahibi olunması,

• Öğrenme sürecinde bireysel farklılıklar olduğunun bilinmesi,

• Öğrencinin mevcut bilgileri ile konuya karşı geliştirdikleri tutumlarının, öğreneceği bilgileri etkileyeceğinin bilinmesi.

• Benzetilen kavramın, benzeyen kavramdan daha basit yapıya sahip olması,

• Benzetmenin başkası tarafından değil de öğrencinin kendisi tarafından yapılması, farklı benzetmelerin yapılması olanak sağlanması ve bu benzetmeler arasında bağın kurulması,

• Benzetmenin bir başkası tarafından sunulması durumunda, benzetmenin sunulma şekli, kullanılan malzemenin kullanılma şeklinin, yeni kavramın öğrenilişini etkilediğinin bilinmesi gerekmektedir (15, 16).

Günlük deneyimler, çocukların nesneleri özgürce kullanılmalarına olanak vererek, onların özelliklerini keşfetmelerine yardımcı olur. Bu süreç içinde çocuk birçok yeni kavramla karşılaşacak ve merakı artacaktır. Bu nedenle çocuğa kılavuzluk eden yetişkinin günlük fen yaşantılarının farkında olması ve çocukları fen deneyimleri için özendirmesi gerekmektedir.

Fen kavramlarının öğretilmesi sürecinde;

• Açıklanacak olan kavramın, öğretmen ve

• Öğrenci tarafından saptanması ve açıklanacak olan özelliklerinin belirlenmesi.

• Daha önceden öğrenilmiş kavramların anımsanması ve yeni kavramlarla ilişkisinin kurulması,

• Öğrenciye yol göstererek davranışın gerçekleştirilmesi,

• Kazanılan bilginin değerlendirilmesi gerekmektedir (17, 18).

SONUÇ VE ÖNERİLER:

Bu bilgilerin ışığında çocukların fen kavramlarını öğrenmeleri sürecinde, kendi analojilerini yaratmalarının etkin öğrenmede yararlı olduğu görülmektedir. Ayrıca, analojilerin çocuğa, fen öğretiminin dışında da yararları olmaktadır.

• Öğrencinin kendi analojisinin kendisi tarafından yaratılması ile, değişik alanlarda problem üretmesine yardımcı olunmaktadır.

• Benzetmenin mevcut bilgilerle yapılması nedeniyle, öğrencinin ilginç sorular yaratması sağlanmaktadır.

• Öğrencinin sorduğu sorularla bireysel bilgi düzeyleri belirlenmektedir.

• Eğitim grup hâlinde yapılması ile çocukların farklı düşünme sistemlerini görmeleri sağlanmaktadır.

• Öğrencileri geçmişte kazandıkları mevcut bilgileri anımsamalarını kolaylaştırmaktadır.

• Öğrenciyi öğrenmeye motive etmektedir.

• Problem çözme becerisini geliştirmektedir.

• Çocukların yaratıcılıklarını geliştirmektedir.

• Kavramlar, olaylar ve nesneler arasında mantıksal ilişkiler kurulmasını sağlamaktadır.

Fen öğretiminde analoji tekniğinin bütün bu yararları göz önünde bulundurulacak olursa, okul öncesi dönemde fen deneyimlerinin arttırılmasının gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu yaş çocukları ile kısa doğa yürüyüşlerinin büyük yararları olacaktır. Dolayısıyla çocukların çevrelerinde gördükleri renklerin, duydukları seslerin ve hissettikleri dokunuşların, onların bilişsel gelişimlerine katkıda bulunarak, problem çözme, sebep sonuç ilişkisi kurma, muhakeme becerilerini arttıracaktır.

Bütün bu bilgilerin ışığı altında, bu yaş çocuklarına, çevremizde bulunan nesnelerin özellikleri sallayarak, yuvarlayarak, birbirlerine vurarak gösterilmeli, dokunarak hissettirilmeli ve sesleri dinletilmelidir.

Çocukların, meyve ve sebzeleri keserek, pişirerek basit mutfak deneyleri yapmalarına fırsat verilmelidir.

Hava ve su ile ilgili basit deneyleri yapmaları için ortam hazırlanmalıdır.

Çocukların, ısı, ışık, yansıma konularını günlük hayatta karşılaştıkları şekli ile algılamaları sağlanmalıdır.

Okul öncesi dönemde analoji kullanarak yapılacak fen eğitiminin çocuklara zengin yaşantılar sağlayacağı düşünülmektedir.

* Yrd.Doç.Dr., Başkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi.

(1) Erkan,S., 1993 Okulöncesi Eğitim Kurumlarında Hizmet İçi Eğitim. “9. YAPA Okul Öncesi Eğitimi Yaygınlaştırma Semineri”. 17-19 Haziran

(2) Yılmaz, S., 1990 Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Yaratıcı Etkinliklerin Değerlendirilmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniversitesi Ankara.

(3) Türkeli. Y., 1997. “Çocuk Gelişimi ile Eğitim Öğretim Arasındaki İlişki”. Yaşadıkça Eğitim Dergisi. Sayı: 22. S. 42-45.

(4) Yıldırım. R., 1999. Öğrenmeyi Öğrenmek. Sistem Yayıncılık. S.178. İstanbul.

(5) Çimen, S., “Okul Öncesi Eğitiminde Analoji.”. Yayınlanmamış Seminer Raporu. 1999 Ankara

(6) Dogher, R.D., “Analysis of Analogies Used by Science Teachers”. Journal of Research in Science Teaching. 1995. 32 (3): s. 259-270.

(7) Çağlar, A., ½ahin, F.“Fen Öğretiminde Analojilerin Önemi”. Yaşadıkça Eğitim Dergisi. 1997. Sayı:51. S.224.

(8) Stavy. R. And Tirosh, D. “When Analogy is Perceived as Such”. Journal of Research in Science Teaching. 1993. 30:1229-1239.

(9) Zembat, R., ½ahin, F., Çağlar, S. Ve Polat, Ö.”Okulöncesi Eğitim Programlarında Analojilerin Yeri”. 4. Ulusal Eğitim Bilimleri Kongresi Bildirileri 4. Cilt. Anadolu Üniversitesi Yayınları. Eskişehir. 1999.370-377

(10) Gentner, D., Holyoak, K. J. “Reasoning and Learning by Analogy”. American Psycholojist 1997. January Vol:52. No 1. 32-34.

(11) Mason, L. “Cognitive and Metacognitive aspects in Conceptual Change by analogy” Instructional Science. 1994. 22:157-187.

(12) Çimen, S.1999. a.g.e. s.17

(13) Küçükturan, G. Vd. “Okul Öncesi dönem 6 Yaş Grubu Çoçuklarına Depremin Oluşumu,Deprem-Fay ve Yer İlişkisinin Analoji Tekniği ile Öğretimi” Ulusal Fen Bilimleri Kongresi. 2000.

(14) Schwarz, L. D. “The Construction and Analogical Transfer of Symbolic visualizations”. Journal of Research in Science Teaching. 1993. 30:1039-1325.

(15) Çimen, S. 1999. a.g.e. s..18.

(16) Duit, R. “An Evaluation of the Use of Analogy, Smile and Metaphor in Learning Science”. Science Education. 1991. 75: 649-672.

(17) Egelioğlu, V. F. “Kavram Öğretme. Yaşadıkça”. Eğitim Dergisi. 1995. Sayı: 40:20-24.

(18) Çimen, S.1999. a.g.e. s.19.


 
Bu mesajı twitter de paylaşBu mesajı yahoo da paylaşGoogle de paylaşShare on Facebook
Alıntı ile Cevapla
Alt 20-04-2010, 23:03   #5 (permalink)
Özel Üye
 
nehir35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Cinsiyet:
Mesleği: eğitim
Medeni Durum: Belirtmemiş
Şehir: 35İZMİR
Mesajlar: 17,915
Konular: 3888
Ruh halim:

[Burada konuyla ilgili link bulunmaktadır.Ancak üye olmadığınızdan size kapalıdır.. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


 
Bu mesajı twitter de paylaşBu mesajı yahoo da paylaşGoogle de paylaşShare on Facebook
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-12-2011, 16:11   #6 (permalink)
Arıza Kurt
 
oguztr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Cinsiyet:
Mesleği: psikolojik danışman
Medeni Durum: Evli
Şehir: 55SAMSUN
Yaş: 41
Mesajlar: 13,690
Konular: 1266
Ruh halim:

Analoji Yöntemi Tekniği-Sunu

[Burada konuyla ilgili link bulunmaktadır.Ancak üye olmadığınızdan size kapalıdır.. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



Okulöncesi dönemdeki çocuklar meraklı, araştırıcı, sonuç çıkarmaya yönelik hayal güçlerini kullanan sık soru soran ve sorularının yanıtlanmasında ısrarcı olan varlıklardır. Bu nedenle bu çocukların bu yöndeki gelişimlerini destekleyebilmek, meraklını giderebilmek ve öğrenmelerine fırsatlar yaratmak için uygun ortamlar hazırlamak önemlidir.
Son yıllarda artık ezberci eğitim yerini yaparak-yaşayarak öğrenme eğitimine bırakmıştır. Okulöncesi dönemde çocukların yaratıcı ve bilimsel düşünmelerine, problem çözme becerilerinin gelişimi sağlamak amacıyla yeni yöntemler geliştirilmektedir. Özellikle okulöncesi dönemde kazanılan bilgilerin daha kalıcı olduğu ve sonraki yıllarda kazanılacak bilgilere temel oluşturduğu bilinmektedir. Bu nedenle bilimsel ve soyut kavramların bu dönem çocuklarına kazandırılmasına yeni yöntemlerin gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Soyut kavramların öğrenilmesi okulöncesi dönemde oldukça zordur. Bu dönemde öğrenmenin gerçekleşmesi ve kalıcı olabilmesi kavramların somutlaştırılmasına, çocukların bildiği kavramlar, nesneler ve olaylarla ilişki kurulmasına bağlıdır.
Fen kavramları yaratıcılık, problem çözme ve bilimsel düşünmeyi geliştirmede önemlidir. Ancak fen kavramları olduğu gibi doğum, gen iç organların faaliyetleri, depremin oluşumu, atom vb. soyut kavramlarda bulunmaktadır. Öncelikle soyut kavramların somut hale getirilmesi gerekmektedir. Bu kavramların somutlaştırılması için analoji, modeller, hikayeler, drama ve deney gibi tekniklerden yararlanılmaktadır. Biz bu tekniklerden Anoloji yani benzetim tekniğini ele alacağız.
Benzetme; yabancılık çekilen bir olgunun, yabancılık çekilmeyen bize tanıdık gelen bir olguya benzetilerek açıklanmasıdır. Bu teknik “anoloji tekniği” olarak da adlandırılmaktadır.
Benzetim tekniğinde; sınıf içinde öğrencilerin bir olayı gerçekmiş gibi ele alıp üzerinde eğitici çalışma yapmaları esastır. Gerçek durumların önemli boyutları ya bir model üzerinde gösterilir yada resimler ve sembolik yollarla anlatılır. Anolojiler bilinenlerle bilinmeyenler arasında bağ oluşturmaktır. Bu bağ direkt bir kelimenin karşılığı olabilir yada bir olay başka bir olaya benzetilebilir. Örneğin; akyuvarları askerlere, kalbi pompaya benzetme gibi. Akyuvarların vücudumuzu askerler gibi koruduğunu belirterek onlarda kalıcı öğrenme sağlanabilir. Anoloji resimlerle de yapılabilir. Örneğin; alyuvarları oksijen torbalarını taşıyan adam resmiyle, kan pulcuklarını ise yaralanmış damarı koparak adam resmiyle anlatabiliriz.
Uygulama sırasında zaman ve mekan sınırlandırılır. Ve ele alınan durumun anlamlı yönleri seçilir. Uygulamada öğrencilerde yapılacak etkinliklere katılırlar. Böylece yaparak-yaşayarak öğrenme desteklenmiş olur. Bu öğrenme tekniğinde öğretmen öğrencilerin anında dönüt verebilir. Ancak sorunu çözme ve karar verme sürecine karışmaz. Öğretmen yol göstericidir.
Sonuç Olarak;
Anolojiler 3’e ayrılır;
1) Basit Anolojiler; Direkt olarak bir şeyin bir şeye benzetilmesidir. Örn; Kalbin pompaya, fay hattının ok ve yaya benzetilmesi vb.
2) Hikaye Tarzında Anolojiler; Bir olayın açıklanmasının bir başka olaya benzetilerek açıklanmasıdır.
3) Oyunlaştırılmış Anolojiler; Olaylar oyunlaştırılır. Örn; bitkilerin fotosentez olayı insanların yemek pişirmesi olayına benzetilerek oyunlaştırılır.

Benzetim Tekniğini Uygularken Dikkat Edilecek Noktalar
1) Öğrencilerin sahip olduğu ön bilgiler öğrenme sürecinde önemlidir.
2) Öğretmen uygulamaya başlamadan önce benzetimle ilgili tüm dökümanları hazır etmelidir.
3) Benzeyen konu benzetilenden kolay olmalıdır.
4) Eğer rol dağılımı yapılacaksa öğrencilere roller yazısız bir şekilde verilmelidir.
5) Benzetmelerin resimlendirilerek sunulması öğrenmeyi olumlu yönde etkilemektedir.
6) Sosyal ve duygusal kavramların öğretilmesinde sınırlıdır. Gen bilgisi etkinliklerinde kullanılması daha kalıcı bir öğrenme sağlar.
Sonuç Olarak;
Anoloji tekniği ile öğrencilere bilinenlerden yola çıkarak yeni durumları anlamaları sağlanabilir. Tüm bu konular göz önünde bulundurularak öğrencilerin kendi benzetmelerini yaratıp kullanmaları için fırsatlar yaratılmalıdır.

Benzetim Tekniği ile Bireyler;
1) İleride alabilecekleri rollere daha iyi hazırlanır,
2) Bildikleri ilkeleri hayata geçirebilme yetilerini geliştirir,
3) Öğrenmeye daha çok güdülenir,
4) Analiz ve sentez yapabilme yetilerini geliştirmekte,
5) Diğer bireylerde daha iyi iletişim kurabilmektedir.
BİLİŞSEL ALAN – DİL ALANI
Hedef 16: Dili etkili bir şekilde kullanabilme
Hedef Davranış: 1. Nesne, durum yada olayı anlaşılır şekilde açıklama
2. Aynı anlama gelebilecek düşünceleri farklı sözcüklerle açıklama
Uygulama;
Öğretmen, sınıfa vücudumuzun iç organlarını tanıtan bir maket getirir. “Çocuklar bakın bu makette vücudumuzu tanıtan organlar var. Bakın burası ağız biz burada besinleri çiğniyoruz, bakın burası da yemek borusu besinler buradan tükürükler yoluyla yumuşar ve mideye yollanır. Mide de emilerek bağırsaklara yollanır. Bakın bağırsakları görüyor musunuz. Çocuklar iki bağırsağımız var. Biz bunlara ince ve kalın bağırsaklar diyoruz. Besinlerimiz mideden önce incebağırsağa yollanır burada bize yararlı olan besinler kalır, yararsızlar ise kalınbağırsağa yollanır. Buradan da dışkı olarak vücuttan atarız” denir. Öğretmen “Peki şimdi bu yolculuğu birde biz deneyelim. Dağıttığım krakerleri herkes ağzına atsın, haydi çiğneyelim, herkes yuttu mu. Bu yolculuk nasıl devam ediyor”, denilerek sınıfa sorular yöneltir. Çocuklardan gelen cevaplar doğrultusunda etkinlik sürdürülür. Öğretmen “Çocuklar bakın burada bir panomuz var, sizce bu panoda ne anlatılıyor, neler görüyorsunuz” denilir. “Yiyeceğin Yolculuğu” adlı pano hakkında çocuklarla konuşulur.
1. Basamak: Bu resimdeki adamlar ne yapıyor kim söyleyecek denilerek resimdeki adamları yiyeceği küçük parçalara ayıran dişlere benzetmelerine yardımcı olunur. Benzetmeler çocuklara buldurulmaya çalışılır. Burada Taşları sulayan adamlar sizce ne yapıyorlar neye benziyor çocuklar denilerek, bu suyu tükürüğümüzle besinleri yumuşatmamıza benzediğini söylemelerine yardımcı olunur. Yada gelen değişik benzetmeler üzerinde konuşulur. Buradaki süpürgeli adamlar e yapıyorlar denilerek yiyeceklerin dilimizle yemek borusuna itilmesi gibi adamlarında taşları ittiğini söylemeleri sağlanır.
2. Basamak: Peki çocuklar yediklerinizi yuttuğunuzda yiyeceklerimiz nereye doğru yol alır. Bu resimde ne görüyorsunuz. Bu yol neye benziyor, denilerek yiyeceklerimizin yemek borusundan geçtiği çocuklara buldurulmaya çalışılır.
3. Basamak: Çocuklar yemek borusundan geçen yiyeceklerimiz nereye gelir. Peki bu resimlerden hangisi midemiz olabilir. Resimdeki iş makinesiyle gösterilen yer çocuklara buldurulmaya çalışılır ve mideye benzetmeleri sağlanılır. Peki bu mideyi başka neye benzetebiliriz. Yiyeceklerimiz mideye geldiğinde ne olur vb. sorular çocuklara yöneltilerek kendilerinin bir sonuca varmaları sağlanır.
4. Basamak: Evet çocuklar yiyeceklerimiz mideden sonra incebağırsağa gelir. Peki sizce resimde incebağırsağa benzeyen bir resim var mı? Bu resimdeki adamlar sizce ne yapıyor olabilir, denilerek çocukların mideden yollanan karışıma burada bir takım yararlı sular katılır. Tıpkı adamların oraları sulaması gibi. Peki burada işaret eden adamlar bize ne anlatmak istiyor denilerek yararlı besinlerin kalacağını yararsızların ise kalınbağırsağa yollanacağını söylemelerine yardımcı olunur.
5. Basamak: Çocuklar kalınbağırsağımız incebağırsağımızdan daha kısa ve daha kalındır. Bu resimde kalınbağırsağımız hangisi olabilir. Resimdeki süpürgeli adamlar ne yapıyorlar. Buradaki kanalizasyonlar neye benziyor denilerek artık besinlerin adamlar tarafından tıpkı kirli suların kanalizasyona atıldığı gibi yararsız besinlerinden vücuttan atıldığını söylemelerine yardımcı olunur.
Etkinlik sonunda çocuklar yiyeceğimizin yolculuğunun nasıl olduğunu anlayabildik mi? Hadi şimdi hep beraber bu yolculuğu canlandıralım denilerek, çocuklara roller dağıtılır. Canlandırma yapılır. Yine sınıftaki çocuklara neyi neye benzetiriz denilerek çocukların fikirleri alınır. Fikirler arasından benzetmeye uygun olan seçilerek sınıfta canlandırma yaptırılabilir.


Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: zip semineranaloji.zip (6.4 KB (Kilobyte), 1x kez indirilmiştir)


__________________________________

Bir gün çizgim dosdoğru akacak
 
Bu mesajı twitter de paylaşBu mesajı yahoo da paylaşGoogle de paylaşShare on Facebook
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
 

Bookmarks

Kelimeler
analoji, analoji(benzetim), fiziksel, teknigi-sunu, toprağın, yontemi, özelliği
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni konu düzenleme yetkiniz yok
Puan verme yetkiniz yok
Eklenti düzenleme yetkiniz yok
Mesajları düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz



Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.

egitimaileforum lisanslıdır herhakkı saklıdır
psikolojik danışma ve rehberlik" "psikolojik sorunlar" "Ruhsal sorunlar" "Öğretmen" "Sağlık" "Hukuk" "Ruhsal sorunlar" "Davranış bilimleri" "eğitim Bilimleri" "Öğrenme ve eğitim" "Yaşam" "Kişisel gelişim" "Kpss" "Öss" "oks" "Sorubankası" " öss kpss oks soruları" "Gelişim"rehber öğretmen"sohbet"
















Siteye Üye ol
Inactive Reminders By Mished.co.uk